Türkiye; jeolojik konumu itibarıyla dünyanın en aktif tektonik kuşaklarından biri olan Alp-Himalaya deprem kuşağı üzerinde yer almaktadır. Bu coğrafi gerçeklik, ülkenin tamamını sismik açıdan riskli hale getirir. Doğu Karadeniz Bölgesi ve özelinde Rize, uzun yıllar boyunca deprem tehlikesinin en düşük olduğu bölgelerden biri olarak kabul edilmiştir. Şehrin eski haritalarda dördüncü derece deprem bölgesi olarak sınıflandırılması, halk arasında ‘deprem olmaz’ algısının yerleşmesine neden olmuştur. Ancak bilimsel veriler ve güncellenen haritalar algının yanlış olduğunu gösterir. Rehavetin tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini kanıtlar. Rize deprem riski, 2019 yılında yürürlüğe giren “Türkiye Deprem Tehlike Haritası” ile yeniden tanımlanmıştır. Bu güncelleme şehrin üzerindeki sismik tehlike değerini artırmıştır. Bölgesel planlamaların gözden geçirilmesini zorunlu kılmıştır.
Yerbilimciler; hem güneyden geçen Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın, hem de Karadeniz içindeki denizel fayların şehri tehdit ettiğini belirtmektedir. KAF dünyanın en hızlı hareket eden ve en yıkıcı depremleri üreten faylarından biridir. Rize il merkezi bu faya yaklaşık 100-120 kilometre mesafede bulunur. Ancak fayın üreteceği 7 ve üzeri büyüklüğündeki bir deprem etki yaratır. Rize’deki zayıf zeminli bölgelerde yıkıcı etki yaratma potansiyeline sahiptir. Ayrıca yerel fayların varlığı, 2024 yılında Hemşin merkezli meydana gelen 4.7 büyüklüğündeki depremle kendini hatırlatmıştır. Bu sarsıntı Rize’nin kendi iç dinamiklerinde de sismik enerji biriktirdiğini gösterir. Bu durum, bölgedeki sismik aktivitenin somut bir kanıtıdır. Dolayısıyla risk analizi; sadece uzak fayların etkisiyle değil, yerel ve denizel kaynaklı potansiyellerle de bütüncül olarak ele alınmalıdır.
Jeolojik Yapı ve Tektonik Gerçekler
Rize’nin jeolojik yapısı volkanik kayaçlar ve alüvyon zeminlerin karmaşık bir birleşiminden oluşur. Şehrin dağlık kesimleri genellikle sağlam bazalt ve andezit gibi volkanik kayaçlardan meydana gelir. Bu zeminler deprem dalgalarını sönümleme konusunda daha başarılıdır. Ancak kıyı şeridi ve vadi tabanları alüvyon zeminlerle kaplıdır. Deprem dalgaları kaya zeminlerden yumuşak zeminlere geçtiğinde hız kaybeder. Ancak genliği artar. Bu fiziksel olay “zemin büyütmesi” olarak adlandırılır. Rize şehir merkezinin önemli bir kısmı ve sahil ilçeleri, zemin büyütmesi riskiyle karşı karşıyadır.
Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın Erzincan ve Erzurum segmentleri, bölgeye sürekli tektonik gerilim transfer etmektedir. Levha hareketleri sonucunda biriken enerji, sadece ana fay hattında değil, aynı zamanda ona bağlı tali kırıklarda da hareketliliğe neden olur. Karadeniz tabanında yapılan sismik araştırmalar ise, kıyıya paralel uzanan ters ve doğrultu atımlı fayların varlığına işaret etmektedir. Bu denizel faylar, karadaki yerleşim yerlerine çok daha yakındır. Olası bir deniz tabanı kırılması, Rize kıyılarını doğrudan etkiler. Uzmanlar, bu nedenle bu fayların sismik üretkenliğini sürekli izler ve modeller. Risk senaryoları, artık deniz altındaki bu tehditleri de kapsayacak şekilde genişletilmiştir.
Rize Deprem Riski: Zemin Sıvılaşması ve Dolgu Alanları
Rize’nin en büyük yapısal handikaplarından biri, şehir merkezinin önemli bir bölümünün deniz dolgusu üzerine inşa edilmiş olmasıdır. $1970$’li yıllarda başlayan ve plansız yürütülen dolgu çalışmaları, denizin doldurulmasıyla elde edilen alanlarda yoğun bir yapılaşmayı beraberinde getirmiştir. Ancak, bu dolgu alanları mühendislik hizmeti almadan, heterojen malzemelerle oluşturulmuştur. Deprem anında suya doygun kumlu ve gevşek zeminler güç kaybeder. Hatta taşıma gücünü kaybederek sıvı gibi davranır. “Sıvılaşma” adı verilen bu olay, binaların zemine batmasına veya yan yatmasına neden olabilir.
Dolgu alanları üzerindeki yapılar, deprem yüklerine karşı son derece savunmasızdır. Rize’de “Belediye Blokları” olarak bilinen alan, kentsel dönüşüm kapsamında yıkılarak yenilenen alan olarak bu riskin en somut örneğiydi. Deniz suyunun korozyon etkisi ve zemin zayıflığı, buradaki binaların ekonomik ömrünü tamamlamasına neden olmuştur. Fakat, hala sahil şeridinde benzer özellikte çok sayıda yapı mevcuttur. Bu kritik alanlarda yapılacak yeni inşaatlarda mühendisler, derin temel sistemlerinin kullanılmasını zorunlu tutmaktadır. Risk değerlendirmesinde ise sıvılaşma potansiyeli, bu koşullar altında en yüksek tehdit parametrelerinden biri olarak öne çıkmaktadır.
Rize Deprem Riski: Korozyon Tehdidi ve Yapı Stoğu Analizi
Rize, Türkiye’nin en çok yağış alan ilidir ve yıl boyunca yüksek nem oranına sahiptir. Bu iklimsel özellik, betonarme yapılar için bir düşman yaratır; yani, “korozyon” adı verilen ciddi bir yapısal sorun yaratır. Beton içine sızan nem ve tuzlu hava, demir donatıların korozyona uğramasına (paslanmasına) yol açar. Paslanan demir, hacimce genleşir ve bunun sonucunda betonu içeriden patlatarak çatlatır. Zamanla donatı kesiti azalır ve taşıma kapasitesi düşer. Uzmanlar, Rize’deki 20-30 yıllık binalarda donatı ömrünün, kuru iklimdeki şehirlere göre çok daha hızlı tükendiğini tespit etmiştir.
Eski yapı stoğunda kullanılan deniz kumu, durumu daha da vahim hale getirmektedir. Yıkanmadan kullanılan deniz kumu; içerdiği klorür tuzları ve deniz kabukları nedeniyle betonu zayıflatır. Tuz, demiri eritirken deniz kabukları ise betonun aderansını bozar. 2000 yılı öncesi binaların büyük çoğunluğu, nervürsüz demir ve düşük kaliteli betonla inşa edilmiştir. Bu yapılar, olası bir depremde gevrek kırılma riski taşır. Deprem riskiyle mücadelede, korozyona uğramış bu “yorgun” yapı stoğunun yenilenmesi kaçınılmaz bir şarttır.
Hemşin Depremi ve Yerel Fay Gerçeği
2024 yılının Kasım ayında Rize’nin Hemşin ilçesinde deprem oldu. 4.7 büyüklüğündeki deprem bölge halkında büyük bir panik yaratmıştır. Bu deprem Rize’nin pasif bir bölgenin, sadece çevre illerdeki depremlerden etkilenen pasif bir alan olmadığını kanıtlamıştır. Depremin sığ odaklı olması, sarsıntının yüzeyde daha şiddetli hissedilmesine neden olmuştur. Jeofizik mühendisleri, bu sarsıntının Kuzeydoğu Anadolu Fay Hattı ile ilişkili olabileceğini değerlendirmektedir veya haritalanmamış ‘kör faylar’ üzerinde gerçekleştiğini düşünmektedir.
Hemşin depremi bir uyarı niteliği taşır. Bu olay Rize’nin dağlık kesimlerinde de gerilim biriktiğini gösterir. Bölgedeki vadiler ve nehir yatakları izlerdir. Aslında tektonik kırıkların yüzeydeki izleridir. Bu kırıklar boyunca oluşacak hareketlilik, heyelanları tetikleme potansiyeline sahiptir. Rize deprem riski sadece binaların yıkılmasıyla sınırlı değildir. Aynı zamanda coğrafi yapının tetiklediği ikincil afetlerle de birleşir. Hemşin depremi, risk haritalarının sürekli güncellenmesi gerektiğini bir kez daha hatırlatmıştır.
Heyelan ve Deprem İlişkisi
Rize topoğrafik olarak son derece dik yamaçlara ve derin vadilere sahiptir. Aşırı yağışlar nedeniyle sık sık heyelan ve sel felaketleri yaşar. Şehir, deprem anında bu riskin katlanarak artmasıyla karşı karşıyadır. Şiddetli bir sarsıntı, suya doygun yamaçların dengesini bozarak devasa toprak kütlelerinin kaymasına (heyelan) neden olabilir. Bu durum “deprem tetikli heyelan” olarak literatürde yer alır. Japonya gibi dağlık ve yağışlı ülkelerde kaynaklanır. Deprem kaynaklı can kayıplarının önemli bir kısmı bu tür tetiklenmiş heyelanlardan kaynaklanır.
Kırsal mahallelerdeki evler, genellikle yamaç eteklerine veya yamaç üzerine inşa edilmiştir. Deprem sırasında kopan kaya blokları veya kayan toprak kütleleri, bu evleri doğrudan tehdit etmektedir. Ayrıca heyelanlar, ulaşım yollarını kapatarak arama-kurtarma ekiplerinin bölgeye intikalini engeller. Rize deprem riski planlamasında haritalar çakıştırılmalıdır. Heyelan duyarlılık haritaları ile sismik tehlike haritaları entegre edilerek analiz edilmelidir. Riskli yamaçlarda; istinat duvarları, zemin çivileri ve drenaj sistemleri gibi yöntemlerle önlem alınır.
| İlçe/Bölge | Zemin Tipi | Temel Risk Faktörü |
| Rize Merkez (Sahil) | Dolgu / Alüvyon | Sıvılaşma, Zemin Büyütmesi |
| Rize Merkez (Yamaç) | Volkanik / Toprak | Heyelan, Kaya Düşmesi |
| Çayeli | Alüvyon / Yamaç | Heyelan, Korozyon |
| Pazar | Alüvyon | Sıvılaşma, Yüksek Su Seviyesi |
| Ardeşen | Alüvyon / Çakıl | Zemin Büyütmesi |
| Çamlıhemşin | Kayalık | Kaya Düşmesi, Ulaşım Kesintisi |
| İkizdere | Kayalık | Kaya Düşmesi, KAF’a Yakınlık |
Kentsel Dönüşüm ve Güçlendirme Çalışmaları
Rize Belediyesi ve TOKİ iş birliğiyle yürütülen kentsel dönüşüm projeleri, şehir için büyük bir adımdır. Bu projeler, şehrin deprem güvenliğini artırmaya yönelik en kapsamlı çalışmalardır. Özellikle şehir merkezindeki dolgu alanı üzerinde bulunan bloklar yıkılır. Ekonomik ömrünü tamamlamış blokların yıkılarak, fore kazık sistemiyle yeni binaların inşa edilmesi, şehir için bir dönüm noktasıdır. Yeni yapılan binalarda C30 ve üzeri beton sınıfları kullanılır. Zemin iyileştirme yöntemleri standart hale gelmiştir. Bu projeler sadece binaları yenilemekle kalmaz. Aynı zamanda şehrin altyapısını da afetlere dirençli hale getirir.
Ancak dönüşüm süreci, sadece kamu binaları veya büyük projelerle sınırlı kalmamalıdır. Vatandaşların kendi binalarını güçlendirmesi veya yenilemesi için teşvik mekanizmaları devreye sokulmalıdır. Bina performans analizleri, mevcut yapının deprem yükleri altındaki davranışını belirler. Bina güçlendirme ile kurtarılabilecek durumdaysa; karbon fiber, çelik mantolama veya perde beton ekleme gibi yöntemler uygulanır. Deprem riski karşısındaki en etkili savunma, mühendislik hizmeti almış sağlam yapılardır. Kentsel dönüşüm şehrin geleceğini kurtaran bir projedir. Bir “beka” projesidir.
Rize Deprem Riski: Afet Yönetimi ve Toplumsal Bilinç
Deprem engellenemez bir doğa olayı oluşturur ancak doğru önlemler afete dönüşmesini engeller. İşte bu noktada, AFAD Rize İl Müdürlüğü, kapsamlı bir İl Afet Risk Azaltma Planı (İRAP) yürütmektedir. Bu plan çerçevesinde öncelikle toplanma alanları belirlenir; ardından konteyner kent altyapıları hazırlanır ve lojistik depolar kurulur. Rize’nin coğrafi zorlukları, alternatif ulaşım rotalarının ve helikopter pistlerinin önemini artırmaktadır. Deniz yolu, özellikle afet anında şehre yardım ulaştırılması için kritik bir alternatiftir.
Toplumsal bilinç, hazırlık sürecinin en önemli ayağıdır. Okullarda, iş yerlerinde ve kamu kurumlarında düzenlenen tatbikatlar, halkın reflekslerini güçlendirir. Rize halkının, bu nedenle, “burada deprem olmaz” algısını terk ederek deprem gerçeğini kabullenmesi gerekir. Eşyaların sabitlenmesi ve deprem çantasının hazırlanması gibi basit ama hayat kurtaran önlemlerin alınması önemlidir. Aile afet planı yapılması da bu süreçte etkili bir önlemdir. Deprem riski, sonuç olarak, sadece devletin değil; bireylerin de sorumluluk almasını gerektiren toplumsal bir meseledir.
Rize Deprem Riski: Mühendislik Çözümleri ve Yapı Denetimi
Güvenli yapılaşmanın teminatı, ancak etkin bir yapı denetim sistemidir. Denetim mekanizması, Rize’de inşa edilen her yeni yapıyı zemin etüdünden iskan aşamasına kadar titizlikle inceler. Jeoloji ve jeofizik mühendisleri, parsel bazlı zemin etütleri yapar. Bu etütler, zeminin taşıma gücünü, oturma riskini ve sıvılaşma potansiyelini raporlar. Statik projeler bu raporlara göre hazırlanır. İnşaat mühendisleri ise, demir donatıların projeye uygunluğunu ve beton kalitesini yerinde kontrol eder. Hazır beton kullanımı, standart dışı üretimi engelleyerek kaliteyi garanti altına alır.
Derin kazı gerektiren projelerde prosedür, çevre binaların ve yolların güvenliğini sağlamak için iksa sistemleri uygulanır. Rize’nin nemli iklimi, su yalıtımı (izolasyon) uygulamalarına özel önem atfeder. Temel ve perde betonlarda yapılan bohçalama yalıtımı, binayı doğrudan korozyona karşı korur. Rize deprem riski ile mücadelede mühendislik bilimi hata kabul etmez. Her bir kolon, her bir kiriş ve her bir temel; insan hayatını taşıyan birer güvenlik unsurudur.
Gelecek Projeksiyonları ve Bilimsel Yaklaşım
Bilim insanları, Doğu Karadeniz Bölgesi’ndeki sismik aktivitenin daha iyi izlenmesi için istasyon sayısının mutlaka artırılmasını önermektedir. Karadeniz tabanındaki fayların haritalanması çalışmaları hızla devam etmektedir. Elde edilen bu yeni veriler, risk haritalarının daha hassas bir şekilde güncellenmesini sağlar. İklim değişikliği ve deniz seviyesinin yükselmesi gibi faktörler de kıyı şeridindeki yerleşimleri etkiler. Bu nedenle, gelecekteki şehir planlamaları; deprem, sel ve heyelan risklerini bir arada değerlendiren “Bütünleşik Afet Yönetimi” yaklaşımıyla şekillenir.
Rize, coğrafi güzellikleriyle büyüleyen ancak doğal riskleriyle de dikkatli olunması gereken bir şehirdir. Deprem, bu riskler arasında olasılığı en düşük fakat etkisi en yıkıcı olanıdır. Bu yüzden rehavete kapılmadan bilimin ışığında adım atılmalıdır. Atılacak her adım, şehri daha güvenli yarınlara taşır. Rize deprem riski, doğru uygulamalarla yönetilebilir bir durumu temsil eder. Sağlam zemin, sağlam yapı ve bilinçli toplum üçlüsü, bu tehdidin üstesinden gelmenin yegane formülüdür. Unutulmamalıdır ki, deprem değil ihmal ve çürük bina öldürür.
Youtube videolarımızı izlemek için buraya tıklayabilirsiniz.
Daha fazla bilgi almak ve bizimle iletişim kurmak için buraya tıklayabilirsiniz.

